:::..
Divriği TarihiSivas' ın Doğu Anadolu Bölgesi'nde kalan kesminde ilçe ve ilçe merkezi kent.
İlçenin yüzölçümü 2782 km2 'dir; kuzeyde İmranlı ve Zara, batıda Kangal
ilçeleri, güneyde Malatya, doğuda Erzincan illeriyle çevrilidir.
Divriği, Toroslar'ın kuzeydoğuya açılan ve Doğu Anadolu Dağlarıyla birleşen
kollarının belirlediği dağlık bir alanda yer alır. İlçe alanının kuzey kesmini
Tecer Dağlarının uzantısı olan Çengelli Dağı (2596 m) kaplar. Yer yer vadilerle
kesintiye uğrayan Tecer Dağları çok geniş bir alana yayılır ve doğuya uzanarak
Doğu Anadolu Dağlarıyla birleşir. İlçenin güney sınırında volkanik kökenli Yama
Dağı (2631 m) yükselir. İlçe alanı çok sayıda akarsuyla parçalanmıştır. Bunların
en önemlisi olan Çaltı Suyu, Keban Baraj Gölüne dökülerek Fırat'a karışır.
Akarsu vadileri genelde dar oluklar biçimindedir. Vadilerin genişlediği
düzlükler ve ovalık alanlar pek görülmez.
Tarıma elverişli alanların sınırlılığı bitkisel üretime olanak tanımamaktadır.
Akarsu boylarında ve ilçe merkezinin güneyinde uzanan dar düzlükte yapılabilen
bitkisel üretim yerel tüketime yöneliktir. En çok buğday, fiğ, patates, soğan,
başka sebzeler, elma, erik ve üzüm yetiştirilir.İlçedeki hayvancılık etkinliği
de pazardan çok halkın kendi gereksinimini karşılamya yöneliktir.
İlçede temel ekonomik etkinlik madenciliktir. Katip Çelebi Cihannüma'da yörede
mıknatıs madenini'nin bulunduğundan söz eder. 1936'da Sivas-Erzurum
Demiryolu'nun açılma çalışmaları sırasında Divriği'nin 6 km kadar kuzeyindeki
Demirdağ'da bulundan demir cevheri yatakları, 1938'de kurulan, Etibank'a bağlı
Divriği Madenleri İşletmesi'nce işletilmeye başladı. Son araştırmala, 1938-48
arasında yapılan araştırma çalışmlarında 35 milyon ton olarak saptanan demir
cevheri rezervinin 120 milyon tonu bulduğunu ortaya koymuştur. Divriği demir
yatakları büyüklük ve zenginlik açısından dünyadaki benzerlerinin en
önemlilerindendir. Demir cevheri kamu ve özel kesim eliyle açık işletme
yöntemiyle çıkartılıp, Cürek ve Demirdağ yükleme istasyonlarından demiryoluyla
Karabük ve Ereğli'deki demir-çelik işletmlerine gönderilir. Yıllık üretim
miktarının 1 milyon tonu geçtiği kuruluşta, konsantrasyon ve peletleme tesisi
ile sağlık ve sosyal hizmet tesisleri vardır. Ayrıca ilçe topraklarından linyit
çıkarılmaktadır.

Divriği'nin yerleşim tarihi Hititlere değin uzanır. Yöre İÖ 550'de Perslerin
egemenliğindeydi. İÖ 334'ten sonra bir süre İskender'in işgali altında kaldı; İÖ
330'larda Kappadokia Krallığı'na bağlandı. Krallığın Roma egemenliğini
tanımasının ardından kısa sürelerle Pontus Devleti ve Sasaniler tarafından
yönetildi. Bizans Döneminde bir sınır kalesi olan Divriği, Tephrike adıyla
tanınırdı. 9.yüzyıl ortalarında Tephrike Bizans imparatorlarının dine karşı
gelmekle suçladığı ve Arap halifelerinin koruduğu Paulusçuluk mezhebi
taraftarlarının sığınağı oldu. Divriği 1080'de Mengüceklerin eline geçti.
1142'de ikiye ayrılan Mengüceklerden I.Süleyman Sah'ın yönetimim altına girdi.
Daha sonra İlhanlıların, 1340'ta Eratna Beyliği'nin egemenliğine kaldı.
I.Beyazid(Yıldırım) tarafından Osmanlı topraklarına katıldıysa da, 1400'lerin
başında Timur işgali sırasında bir yönetim boşluğu yaşadı. Daha sonra
Memlüklerin denetimine giren yöre, I.Selim'in (Yavuz) Mısır seferi(1517)
sırasında kesin olarak Osmanlı Yönetimine geçti. Osmanlı Döneminde uzun süre Rum
(Sivas) eyalatinin bir sancağı olan Divriği, Tanzimat'tan sonra Sivas vilayeti
merkez sancağına bağlı bir kaza durumuna getirildi.
İlçe merkezi Divriği kenti, ilçenin aşağı yukarı ortasında, Çaltı Suyu ile onun
kenarındaki istasyonun hemen güneyinde yer alır. Uzun süre ulaşım ağının dışında
kalan kentin kapalı, durağan bir yapısı vardı. Divriği'ye demir yolu 1937'de,
düzgün bir karayolu ise ancak 1970'te gelmiştir. Bugün Çetinkaya-Kangal
üzerinden Sivas'la bağlantıyı sağlayan karayolu son yıllarda yapımı başlayan
Divriği-Erzincan ve Divriği-Malatya karayollarıyla bir kavşak olmayı hedefliyor.
Kent bağ ve bahçlerle çevrili evleriyle çok geniş bir alana yayılır. 13.
yüzyıldaki Selçuklu kent dokusunun ve mimarlığının özellikleri bugüne değin
sürmüştür. Kentte Selçuklu dönemine ait birçok yapı vardır. Bunların en
eskilerinden biri 12.Yüzyıldan kalma Mengüceklerde Seyfeddin Şahinşah bin
Süleyman Şahı'ın yaptırdığı Kale Camisi'dir. Mengücelerden Seyfeddin Şahinşah
için yapılan kümbet sonradan Sitte Melik Kümbeti olarak adlandırılmıştır. Yine
12.yüzyıl sonundan kalma Kamereddin Kümbeti Mengücekli hacibi Kamereddin'e
aittir. Kentin en önemli tarihsel yapıtlarından biri de
Divriği Ulucamisi ve Dasüşşifası'dır. Mengücekler döneminde, 13.yüzyılda
yapılmış olan Divriği Kalesi, iç ve dış kale olamk üzere iki bölümdür. Yiyecek
ambarlar, cephanelikler, su kuyuları, sarnıçları bulunan, daire planlı, kesme
taş bedenli kaleden bugüne yalnızca dış kale surlarının bir bölümü ile kare
biçimindeki atış kulesi kalmıştır.
[Geri Dön]